-
Bir şehri uzakta bırakmak…
eşyalarını toplayıp gitmek.
Bugün hava yağmurluydu bisiklet sürdüm yağmura karşı, düşündüm…Hani şimdi gitsem geriye ne kalır benden? Hep içimde olan şey bu: gitmek…Ne gitmeler usandı benden ne de ben vazgeçtim gitmelerden…
Yani olmuyor…olmuyor istesem de…
-
Yani olmuyor...istesem de olmuyor
-
Bir insan sevdiğini kaybedince bir müzik kaybolur gider…
-
Siz mi bana geç kaldınız yoksa ben mi size erken
hiç bilemedim ben…
Yüreğim size karşı bu kadar ürkek ve kırılgan iken…
Gemilerimi mi yakmamıştım size gelirken?
Yahut gözümü karartıp hiç ışık görmeme rağmen tünele mi koşmamıştım?
Neydi beni size bu kadar getirirken susuzluktan tüketen?
Bir kanunun en ince notalarında biriktirdim gözyaşlarımı ben…
Biriktirdim de sakladım bir ömür boyu sizden…
Sizden ve bana bir türlü gösteremediğiniz sevginizden…
Hani varlığında yokluğunu gösterdiğiniz sevginizden…
Sevmiş miydiniz ki siz de beni sahiden?
OceanSeastar
-
Susarak konuşmak istedim
sizinle evvelinde. Kırılganlıklarım oldu çoğu kere, çok yara aldım da düştüğüm yerde kaldım.
Her defasında özledim, biraz daha… azar azar katlayarak özledim.
Sandım, hiç olmadım.
Hayal ettim de ellerimde tuttuğum kuş misali, kaçırdım.
Bir kerelik bile olsa sizinle çıktığım bu yolculukta uzun ömürlü nefes alamadım.
Çok kırıldım, kızdım da kendime, haykırdım da…
Ne garip tecellidir ki sonradan farkettim…
Acaba bu yola çıkan sadece ben miydim?
-
Sustu gönül
Gelişin böyle mi olacaktı bile diyemedi.Sustu gönül zira çok özledi.
Sustu gönül , gitmelerden de usandi, kalmalardan da ve nihayet bekleyişlerden de…
Sustu gönül, yalnızca sustu. -
Bu müzik ile yazılabilir…
-
Yazmaya başlamak yeniden…
İçimde duyduğum o derin özlemi ve sevgiyi hasrete bulayıp da vuslat için yazmaya koyuldum onca yıl aradan sonra…
Yazmak yeniden…biraz tuhaf biraz acı biraz hüzünlü biraz mavi…
Yazmanın rengidir bendeki mavi, her zaman gökyüzü kızıla boyanmıştır batmak üzeredir, deniz grilikle mavi arasındadir güneş vuruyordur sandallara…Yalılar ikindi çaylarını bitirmiş ve şehrin keyfine koyulmuşlardır.
Ben yazarken dünya ve o şehir böyledir.
Sonra sizi düşünürüm, içim…şuramda ince bir sızı başlar acıtmaya. Sahi biz sizinle bir şehri hiç keşfetmedik değil mi? Prag ne kadar uzak ki bana, yahut Viyana ne kadar uzak ki size? Alpler mi bizi böyle uzak kılan…
Hafta sonu Prag’a gideceğim. Sizi özlemek sizi düşünmek yollara düşmek demek…
Özlemek, bu kadar özlemek, benim kadar özlemek…yazacak kadar özlemek…
Kelimelere dahi dökemez olmaz belki…hani okumayacağınızı bile bile yazmak benimkisi…Lâkin hüznümün rengi hâlâ mavi…
Mavi sizsiniz benim için çünki…
-
Ben güzel gözlü kadınları severim
Bir de küçük ayaklıları, uzun boyluları
Hem nasıl severim, öyle severim işte
Terler avuçları, kesilir solukları
Ben mahzun kadınları severim
Yavru ceylanca kadınları, ürkekçe
Hem nasıl severim, öyle severim işte
Bilemezsiniz ne güzeldirler, öpüştükçe
Ben akıllı kadınları severim
Düşünen, az konuşan, çok bilen
Her yerde, her zaman nazı çekilen
Hem nasıl severim, öyle severim işte
İçimde büyük, sonsuz ateşler yanmalı
Ölümüm bile o kadının yüzünden olmalı